5 Temmuz 2018 Perşembe

ÇALIŞAN BAĞLILIĞI, TÜKENMİŞLİK KAVRAMI VE ARAŞTIRMA SONUÇLARI


ÇALIŞAN BAĞLILIĞI , TÜKENMİŞLİK KAVRAMI VE ARAŞTIRMA SONUÇLARI
İşe bağlanma kavramı ile ilgili  yazmış olduğu; " Psychological Conditions of Personel Engagement and Disangagement at Work"; (1990)" ( Çalışan Bağlılığı ve Bağlanmamanın Psikolojik Koşulları) başlıklı makalesinde William A. Khan; işe bağlanmayı," örgüt üyelerinin kendilerini iş rollerine tamamen vermeleri" şeklinde tanımlamakta ve kişinin işi ve diğer iş rolü aktiviteleri aracılığıyla kendini ifade etmesini içerdiğini belirtmektedir.
Kişisel bağlanma " iş performansları sırasında insanların kendilerini fiziksel, bilişsel ve duygusal olarak açıklamaları anlamına gelirken, bağlanma ise iş performansları sırasında insanların kendilerini fiziksel, bilişsel ve duygusal olarak işten uzaklaştırması olarak açıklanmıştır.
İnsanlar iş yaşamında rollerini sergilerken kendilerini farklı düzeylerde bilişsel, duygusal ve de fiziksel olarak ifade edebilirler. Bağlanmanın bilişsel tarafını, örgüte ilişkin inançlar, liderleri ve işe ilişkin koşullar oluşturur. Bağlanmanın duygusal tarafı, bilişsel tarafı oluşturan örgüte karşı inançlar, liderler ve iş koşullarına ilişkin bireyin sahip olduğu kuşkulardan meydana gelir, yani örgüt ya da lideri hakkında pozitif ya da negatif tutumlara sahip olduğuyla ilişkilidir. Bağlanmanın fiziksel tarafını ise bireyin iş performansını başarılı şekilde gerçekleştirebilmesi için gerekli fiziksel enerjiye sahip olup olmaması oluşturur. Böylece Kahn' a göre bağlanma, örgütsel görevleri yerine getirirken bireyin hem psikolojik hem de fiziksel olarak hazır olması olarak ifade edilmektedir.
İşe bağlanmayan çalışanlar da işe ilişkin rollerin gerçekleştirilmesinde isteksiz ve otomatiğe bağlanmış gibidirler.
Kahn örgüt üyelerinin bilinçsiz olarak kendilerine sordukları ve cevaplarına bağlı olarak kişisel manada işe bağlanıp bağlanmayacaklarını belirleyen üç soru olduğunu belirtmiştir:
Bunlar:
1- İş performansıma kendimi tamamıyla vermek benim için ne kadar ANLAMLIDIR?
2- Bu ne kadar GÜVENLİDİR?
3- Bunu yapmaya ne kadar HAZIRIM?
Kahn'ın yukarıda belirttiği üç soru ile işe bağlanma ya da bağlanmama konusunda, bireylerin dikkate aldıkları üç psikolojik koşul tespit edilmiştir.
Bunlar; işin anlamlılığı, güvenlik ve işin uygunluğudur.
İşin anlamlılığı, işi yaparken işin kişiye verdiği heyecan ve işi yapmaya isteklendirme derecesidir. Çünkü çalışanlar kişiliklerinin ve hayallerinin bir uzantısı olarak gördükleri işlere bağlanırlar.
Güvenlik ise kişinin işi ne denli güvenilir algıladığıdır.
İşin uygunluğu ise bu işi belirtilen şekilde yapmaya kişinin ne derece uygun olduğunu anlatır.
Anlamlılık ve güvenlik, psikolojik bağlılığın unsurlarıdır. Bireyin kendisine sorduğu "ne kadar hazırım" sorusuna ilişkin açıklama ise bireyin enerjisinin performansa aktarımını içerir. Bu yönüyle coşku ve heyecana benzemektedir.
Bağlanma konusunda çalışan pek çok araştırmacı işe bağlanmayı, çok boyutlu bir yapı olarak değerlendirir.
Schaufeli ' nin (2002) görüşüne göre işe bağlanma, dinçlik, adanmışlık ve bütün ilginin işe verilmesi boyutlarından oluşmaktadır. Dinçlik; yüksek derecede enerji ve zihni esneklik, çaba ortaya koyma istekliliği, çalışırken özen gösterme ve zorluklarla karşılaşıldığında ısrarlı olma anlamına gelmektedir.
Adanmışlık; anlamlılık, coşku, ilham ve gurur duygularını yaşamasıyla birlikte kişinin işe yüksek düzeyde katılımıdır. Bütün ilginin işe verilmesi ise tam bir konsantrasyon, işe dalma ve işte mutlu meşguliyet olarak açıklanabilir.
Şimdi de işe bağlanmama durumunun tersi olarak nitelenen durumu yani çalışanın tükenmişlik durumunu inceleyelim.
Tükenmişlik ve İşe Bağlanma İlişkisi
İşe bağlanma kavramının yer aldığı bir çalışmada üzerinde durulması gereken en temel kavram " tükenmişlik " tir. Tükenmişlik kavramı 1970' lerin ortalarında Herbert Freudenberger tarafından ortaya atılmıştır.  
Tükenmişlik, bireyin işini yaparken duygusal olarak tükendiği, olumsuz psikolojik duygulanım içinde olduğunu ifade etmektedir.Tükenmiş bireylerin aksine işe bağlanan bireylerin, işlerini stres kaynağı ve kargaşa olarak algılamak yerine, işlerine yönelik enerjik duygulanımları ve işlerine iyi şekilde bağlanmaları sözkonusudur.
Boyutları ve tükenmişlik ile ilişkisi açıklanan işe bağlanmayı ortya çıkaran faktörlerin neler olduğu ve sonuçlarının belirtilmesi gereklidir. Aşağıdaki bölümde işe bağlanmanın öncülleri ve sonuçları belirtilmiştir.
İşe Bağlanmanın Öncülleri ve Sonuçları
İşe Bağlanmanın Öncülleri:
İşe bağlanmaya yol açan iki temel faktörden söz edilebilir. Bunlar örgütsel ve bireysel faktörlerdir. Araştırmalar göstermektedir ki; işe banlanma düzeyinş belirleyen etkenler arasında kişisel özellikler, işin şekli, işin statüsü ve işe ilişkin talepler yer almaktadır. İşe bağlanma çalışanın iş yükü, iş üzerindeki kontrol, mükafat, topluluk hissi, eşitlik ve değer uyumunun uygun şekilde bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Maslach 1998' de yaptığı araştırmalarda , çalışanın örgütsel faktörlere yönelik algısının olumlu ve olumsuz sonuçları olduğunu açıklamıştır. İşe yüküne bağlı olarak işe bağlanma, çalışanın işinin yeterince zorlu olduğu ancak bunaltıcı ve idare edilemez olmadığı koşullarda yaşanır. Maslach ayrıca iş üzerindeki kontrolün veya seçim algısının da işe bağlanmaya neden olan önemli bir faktör olduğunu ortaya koymuştur. Mükafat ve takdir de işe bağlanmaya sebep olan faktörler olarak belirtilmiştir. Eşitlik ve adalet algısı ile çalışanın işinin anlamlı olması da çalışan ile örgüt arasında pozitif uyuma yol açan alanlardır. Bu uyum işe bağlanma olarak ele alınır.
İşe bağlanmanın öncüllerinden biri de renkli ve çetin iştir. Sosyal mübadele teorisine göre renkli ve çetin işler sunulan kişiler daha yüksek düzeyde bir bağlanmışlıkla örgüte karşılık verirler.
Örgütsel destek de , işe bağlanmanın öncülleri arasında yer almaktadır. Örgütün kendisini destekleyeceğini düşünen çalışanlar buna karşılık örgütün amaçlarına ulaşmasına yardım etmek amacıyla hem işe hem de örgüte adanırlar.
İşe Bağlanmanın Sonuçları:
İşe bağlanmanın örgüt ve birey üzerinde bir çok etkisi veya sonucu bulunmaktadır. Birey açısından değerlendirildiğinde , işe bağlanan bireyin iş kazanımları olumlu olacaktır. Diğer bir ifadeyle bireyin yaptığı işin kalitesi, iş yapma özeni, tecrübesi ve yaratıcılığını işe yansıtma düzeyi maksimum düzeyde gerçekleşecektir.
Bireyin işe ilişkin pozitif tecrübelerini içerdiği için bu durumun bireyin sağlığı ve işe ilişkin katkısı ile ilişkilidir. İşe bağlanma, örgüt için gelişimin önemli bir değişkenidir.Örgütsel sonuçlar, çalışan performansında artış ve kişisel refahtan, örgütün mali kar- zarar çizgisi üzerinde olumlu etkiye kadar geniş bir yelpazede yer almaktadır.Harter ve arkadaşları (2002) tarafından gerçekleştirilen bir çalışma , iş birimi performansı ile bağlanma arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır.
İşe bağlanan bireyin yüksek, işe bağlanmayan bireyin düşük performans gösterdiği görülmektedir. Dolayısıyla bu iki değişken arasında pozitif bir ilişki satanmaktadır.
Salanova Agut ve Piero 2005 yılında yaptıkları araştırmaların sonucunda gayret ve müşterinin çalışan performansından duyduğu memnuniyet arasında anlamlı bir ilişki bulmuşlardır. Buna ek olarak hizmet ortamını, örgütsel kaynaklar ile işe bağlanma ve çalışan performansı ile müşteri memnuniyeti arasındaki ilişkiye tam olarak arabuluculuk eden bir faktör olarak belirlemişlerdir.
Bu sonuçlara dayanarak işe bağlanan bireylerin, müşteri sadakatinde artışa yol açacak olumlu bir hizmet ortamı yarattıkları sonucuna varmak mümkündür.
Peki işe bağlanmış çalışanlar neden daha iyi performans gösterir?
Bu soruyu Bakker ve Demerouti pozitif duygular, iyi sağlık ve kaynakları harekete geçirebilme yeteneği, kendi işe bağlanmalarını başkalarına transfer edebilme yeteneği bibi başlıklar altında yanıtlamışlardır. Araştırmalar, işe bağlanma düzeyi yüksek çalışanların olumlu duygular içinde olduğunu göstermiştir.
Pozitif psikoloji alanında çalışan Frederickson, her ne kadar olumlu duyguların olumsuz duygular gibi vücutta hayatta kalmaya yönelik tepkilerin hemen ortaya çıkışını sağlamadığını belirtse de, olumlu duyguların uzun zaman süreci içinde hayatta kalmaya insanların eylem repertuarlarını geliştirerek ve akla gelebilecek düşünce ve eylemlerin yelpazesini arttırarak olumlu etkilerde bulunduğunu saptamıştır.
Araştırmalar aynı zamanda işe bağlanmanın pozitif yönde sağlıkla ilişkili olduğunu ileri sürmektedir. İşe bağlanmış çalışanlar olumlu duyguları sonucunda iyimserlik, öz etkinlik ve örgüt temelli kendine güven gibi kişisel kaynaklarla ve iş arkadaşlarından sosyal destek, otonomi, koçluk ve geribildirim gibi daha fazla örgütsel kaynaklarla donanmış olur.
Sonuç olarak işten ayrılma eğilimi ile işe bağlanma arasında bir ilişki mevcuttur. Schaufeli ve Bakker'in 2004 'te gerçekleştirdikleri araştırma, işe bağlanmanın bireylerin işlerine daha çok tutunduklarını ve işten ayrılma eğilimlerinin daha düşük olduğunu göstermiştir.
Benzer sonuç Truss ve arkadaşlarının (2006) araştırmasında da tespit edilmiştir. İşe bağlanan tüm bireylerin daha düşük düzeyde işten ayrılma eğiliminde oldukları tespit edilmiştir. Dolayısıyla işyerinde uzun süredir çalışmakta olan bireylerin işe bağlanma oranları yüksek çıkmıştır.
Çalışanlar arasında işe bağlanmayı arttırma sadece çalışanlara yüklenecek  bir sorumluluk değildir. Eğer örgütsel performans arttırılmak isteniyorsa, insan kaynakları yönetimine büyük roller düşmektedir. Bu çerçevede birey, grup, iş pozisyonu ya da departman düzeyinde işe bağlanma seviyesini ölçmek ve bağlanmamaya yol açan nedenleri ortaya çıkararak, önlemler almak insan kaynakları yönetimine düşen en büyük görevler arasındadır.
Güncel Bir "Çalışan Bağlılığı "Araştırması Sonucu:
PWC' nin hem 2013, hem de 2015 yılında çalışan bağlılığı ve performans etkilerine yönelik anketler yapmış. Sorular mavi ve beyaz yakalı çalışanlara yöneltilmiş.Değerlendirme sonucunda çalışanlar, bağlılık derecelerine göre "yıldızlar"," bağlılar"," kararsızlar "ve" bağlı olmayanlar "olmak üzere  değerlendirilmiş. Araştırma, 2013 ve 2015 yılları karşılaştırmasında dünya genelinde çalışan bağlılıklarında düşüş ve bağlı olmayanların oranında bir yükseliş olduğunu ortaya koymuş. Araştırmanın bir diğer sonucu ise düzenli olarak çalışan bağlılığı anketi uygulayan kurumlardaki bağlılık oranlarının, anket çalışmaları uygulamayan kurumlara göre belirgin bir biçimde yüksek olduğu yönünde…

             İnov. Performansı   Finansal Performans    Müşteri Memn. Performansı
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bağlı             % 16                          % 24                           % 20
Olmayan
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Kararsızlar    % 29                          % 56                           % 55

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Bağlılar        % 54                          % 56                            % 55

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yıldızlar        % 24                          % 63                           % 70

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Çalışanların kurumlarını inovasyon, finansal performans ve müşteri memnuniyeti performansı açılarından değerlendirmeleri istendiğinde örneğin yıldız kategorisindeki çalışanların % 70'i müşteri memnuniyeti konusundaki performansını ortalamanın üzerinde görürken bağlı olmayanlarda bu oran % 20' ye geriliyor.
Bağlılığın en önemli etmenleri olarak başlıca; kurumun liderlik vizyonu, kurum içi saygı ve adalet anlayışı ve kişisel gelişime verilen önemden bahsedilebilir. Örnek vermek gerekirse; yıldız çalışanların % 86' sı kurum vizyonlarının başarıyla sonuçlanacağına inandığını belirtirken bağlı olmayanlarda bu oran % 16 seviyesinde…
Ayrıca bahsedilen özelliklerin çoğunun beyaz yaka çalışanları etkilediğini belirtmekte fayda var. Zira mavi yaka çalışanların bağlılıklarını etkileyen ve en çok önem verdikleri konuların başında ücret- yan haklar, kuruma olan güven ve çalışma koşulları geliyor. Dolayısıyla performanslarını kurum içersindeki yıldızların oranı ile birlikte arttırmayı hedefleyen şirketlerin öncelikli olarak çalışanlarının beklentilerini anlamaları ve bu doğrultuda harekete geçmeleri en doğrusu olacaktır.



Kaynakça;
* Çalışma Yaşamında Davranış Güncel Yaklaşımlar-Umuttepe Yayınları Sayfa;100-114
*https://www.pwc.com.tr/tr/hizmetlerimiz/insan-yonetimi-ve-organizasyon-danismanligi/yetkin-ik-blog/calisan-bagliligi-ve-performansa-etkileri.html

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'UN LİDERLİK ÖZELLİKLERİ

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'UN LİDERLİK ÖZELLİKLERİ Lider ve liderliğin yüzlerce tanımı vardır. Belki de en güzel ve en eski tanım Lao Tzu...