Hemen hepimiz girişimciliğe dair pek çok hikaye okumuş ya da
dinlemişizdir. Herkesin hikayesi yaşadığı ülkeye, içinde bulunduğu sektöre ve
şartlara göre değişkenlik gösterir şüphesiz… Ben de bu konuda kendi yolculuğumu
siz değerli okurlarımla paylaşmak isterim. Üniversiteden mezun olduğum 1991
yılı benim için sıkıntılı bir yıldı. Dört yıllık başarılı sayılabilecek ve ilgi
duyduğum, severek okuduğum İktisadi İdari Bilimler Fakültesi 'ne bağlı İşletme
bölümünü bitirmiş mesleğimi icra edecek
yirmi bir yaşında bir mezundum. Bankacılık ve sigortacılık meslekleri
ilgimi çekiyordu.Ailemin tüm fertleri ise ufak bir yatırımla açacakları küçük
dükkanı işletmem konusunda ısrarcı oldular. Birkaç iş arayışıma karşı
çıktıklarında çaresiz gösterdikleri işe gidip gelmeye başladım. Ama işi
sevmiyordum. Üç yıl burada çalışmak zorunda kaldım.İnsanın sevmediği bir işi
yapmasının ne kadar anlamsız ve yıpratıcı olduğunu çok iyi anladım.
Kendimce artı diyebileceğim ilkokul yıllarımdan gelen okuma
alışkanlığımı hiç terk etmemiştim.Kısa bir müddet bir devlet okulunda ücretli
İngilizce öğretmenliği yaptım. Fakat ücret çok düşüktü bıraktım. Evlendim iki
kız çocuğu sahibi oldum.Onları yetiştirirken eğitimli ve çalışmayan bir anne
olarak eğitim ve gelişmelerine çokça katkı sağladım.Otuz yedi yaşıma geldiğimde
daha fazla bilimsel, ekonomik ve siyasetle ilgili yayınları okumaya devam
ettim.Görmüş olduğum eğitimle ilgili yani "İşletme" ana başlığı
altında daha fazla kitap, dergi, makale okudum. İnceledim, araştırdım.
İnternetin hayatımızda daha fazla yer alması bilgiye daha kolay erişimi
sağladı. O yılların trendi kişisel gelişim düşüncesinin ve bununla ilgili kitapların
yoğunlaşmasıyla bu konuda da okumaya başladım. Stephen Covey'nin "Etkili
İnsanların 7 Alışkanlığı" ve Mümin Sekman'ın "Her Şey Seninle
Başlar" adlı eserleri hatırladıklarım arasında…
Kendine inanmanın,dinlemenin faydası
tartışılmaz...Bankacılık yapan eşimle birlikte iş ve yönetim kitapları okuyor,
tartışıyor, kısa kısa notlar çıkarıyorduk. Yıllar içinde kaynaklarımızın sayısı
arttı, kitap, dergi, makale ve tezlerle bilgi hazinemi genişlettim. Okul
yıllarında en çok ilgi duyduğum alan, "yönetim ve organizasyon teknikleri"
idi. Son sınıf bitirme tezim ise "İşletmelerde İnsan Davranışlarının İncelenmesi"
başlığını taşıyordu. Yönetim bilimini önemsiyorum. Hayatın içinde doğru yönetim
biçimlerinin; birey, aile ve toplumların özel ve iş yaşamlarına olumlu
etkilerinin; yanlış yönetim biçimlerininse pek çok olumsuz etkiye, hatta zarar,
iflas ve felaketlere sürüklediğini gözlemledim.
En başta kendime ait bir işimin olabileceği düşüncesi bana
çok uzak geldi. Boş duran, kendimize ait küçük bir ofisimiz vardı. Açıkça
söylemek gerekirse bir iş kurmamıza yetecek maddi bir birikimimiz de yoktu.
Ofisi düzenleyip kütüphanelerimizi ve iki çalışma masamızı taşıdık.Eski bilgisayarımız da işimizi görürdü pekala…
Kurumsal bir yerde çalışma imkanım olmamıştı ve hemen hemen en ufak bir piyasa
bilgim yoktu. Yalnızca tutku ve heyecana sahiptim.Tabii ki bunlar iş yapmak
için yeterli kriterler değildi. Neyse ki
eşim piyasayı tanıyordu ve müşteri ilişkileri konusunda da bilgi
sahibiydi.Yönetim danışmanlığı fikri şöyle gelişti:
T. C. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Verimlilik
Dairesi'nin hazırlamış olduğu "Yönetim Danışmanlığı Rehberi'ni inceledik.
"Küçük İşletmelerin Geliştirilmesi
için Yönetim Danışmanlığı" yapmanın bizim için üstesinden gelinebilecek bir
iş olacağını düşündük.Tahmin edeceğiniz gibi ilk başta çok koşturduk.
Öncelikle bulunduğumuz ilde meslek birlikleriyle nasıl
işbirliği yapabileceğimizi araştırdık. Yüz yüze görüştük.Ardından belediyelerin,
sivil toplum kuruluşlarının ve iş insanları derneklerinin eğitim birimlerini
ziyaret ettik. Yazılı ve sözlü olarak kendimizi tanıttık. Sonraki zamanda özel
sektörde bize ihtiyaç duyabileceğini düşündüğümüz işletmelere yöneldik.Kısıtlı
imkanlarımızı gayet iktisatlı kullanarak ve altını çizerek söylüyorum; bu işten
hemen kazanç beklemeksizin sabırla çalıştık. Biraz bekledik, biraz dayandık ama
çalışmayı bırakmadık. Başka ne yapabiliriz diye düşündük. Vazgeçmemek, sana
inanan insanların varlığını arkanızda hissetmek büyük güç unsuru… Tabii ki bir işe
atıldığınızda bu işi başaramayacağınızı söyleyen çok olacaktır, benim de oldu.
Kendimce kendi işini yoktan var ederek başka bir deyişle
hayalini gerçekleştirmek isteyen okurlarıma birkaç tavsiye daha vermek isterim:
Ben kırk yaşında piyasada herhangi bir tecrübesi olmayan
fakat eğitime; sürekli öğrenmeye ve gelişmeye inanan birisi olarak başardıysam
siz de yapabilirsiniz. En güçlü sermayem "bilgi" idi. Okumayı
öğrenmeyi bırakmadım. Bilgiye sahip olmanın ve sahip olduğum bilgiyi
sentezleyerek kullanmanın güçlü bir kazanım olduğunu gördüm. İkinci sermayem
ise " kendime inanmam" oldu. Benim için zorlu fakat keyifli bir
yolculuk olan girişimcilik tecrübemi yılgınlık hissettiğimde tekrar ve tekrar
kendime moral vererek sürdürdüm.
Bugün küçük ve orta ölçekli işletmelerin kurumsal gelişimleri
için danışmanlık hizmeti sunan mütevazi bir kuruluşumuz var."Yönetici
geliştirme" , "liderlik" , "zaman yönetimi" , "
etkin müşteri ilişkileri yönetimi" konularında daima kendi yazdığım
eğitimleri kullanmaktayım.
Bu yazının amacını gerçekleştirmek için ve siz değerli
okurlarımın da işine yarayacağını düşündüğüm
birkaç ilkeyi sizlerle paylaşmak isterim:
1-İŞ ETKİNLİĞİ İÇİN YÖNETİN:
Modern yönetimin babası diye adlandırılan yazar, akademisyen
ve yönetim danışmanı Amerikalı Peter F. Drucker ; (1909 -2005) çok okunan
"İş Etkinliği İçin Yönetmek"
başlıklı makalesinde şöyle bir soru yöneltip yanıtını da veriyor:
"İş yöneticisinin birinci ödevi ve sürekli sorumluluğu
nedir? "
" Mevcut istihdam edilen y da erişilebilir kaynaklardan
mümkün olan en iyi sonuçlar almaya çalışmak."
……………
Ve devam ediyor :
İhtiyacımız olan şey, daha çok sayıda veya daha iyi araçlar
değil, tek bir şirketin bile kullanabileceğinden daha fazla araç var şu anda
elimizde. İhtiyacımız olan şey "basit" kavramlardır ki şu soruların
cevaplarını bize vererek işimizi örgütlemeye yardımcı olacak temel kurallardır:
1- Yöneticinin görevi nedir?
2- Yönetimdeki başlıca problem nedir?
3- Bu problemi tanımlamak ve analiz etmenin ilkesi nedir?
Her girişimcinin ve yöneticinin bu soruları sorup
dürüstlükle yanıtlamasının faydasının sonsuz olduğu kanaatindeyim.
2- ODAKLANIN:
İş tanımınız net olsun. Kazanç fırsatları düşünce ve
hedeflediğiniz konuları dağıtmasın. En iyiye odaklanın. " Bizim işimiz
nedir? " sorusunu kendinize hep sorun ve dürüstlükle yanıtlayın. Nerede
" en" iyiyseniz onda ilerleyin.
3- KENDİNİZE DIŞARDAN BAKIN:
Hem başarılı, hem de başarısız olduğunuz zamanlarda; "Ben
şu anda neredeyim ?" diye kendinize başka biriymiş gibi sormayı ihmal
etmeyin. Sizi başarıya ve başarısızlığa hangi düşünce ve eylemler taşıdı,
bundan sonra ne yapılmalı? İrdeleyin. Gerekirse kendinize karşı bazen acımasız
olun.
4- ÇALIŞAN MEMNUNİYETİNİ SAĞLAYIN:
Doğru insanlara doğru görevler verin. Görev tanımlarınızın
sınırları net olsun. Çalışanlara yüklediğiniz sorumluluklar, verdiğiniz
yetkiyle örtüşmeli… Zor görevleri yetenekli insanlara verin. Çalışanlarınızın
memnuniyeti müşteri memnuniyetinden önce gelsin. Duygusal ve maddi tatmin
sağlamaya dikkat edin.
Eski A. B. D. Başkanlarından Theodore Roosvelt şöyle der ;
"En iyi yönetici, yapılacak işler için uygun kişileri
seçme konusunda yeterli sezgiye sahip olan ve onlar işlerini yaparken burnunu
sokma dürtüsünü engelleyebilecek kadar kendine hakim olabilen kişidir."
5- MÜŞTERİNİN NEYE DEĞER VERDİĞİNİ İYİ TESPİT EDİN :
Bunu yapmanın en iyi yolu müşteriyi önemsemekten geçer. Yüz
yüze görüşmeyi tercih edin. Her müşterinin önem verdiği kriter farklıdır.
Yaşayan en önemli yönetim düşünürü olarak kabul edilen Mc Kinsey & Company ' de danışmanlık yapmış
olan yazar Tom J. Peters ; müşterileri değer arttırıcı bir varlık olarak
görmektedir. Peters' a göre onlar şirketin en önemli varlığıdır. Şirketler
müşteriyi herhangi bir varlık gibi yönetmesi ve en iyi seviyeye çıkarması
gerektiğini ifade eder.
6-YILMAYIN VE TUTKUYLA ÇALIŞIN :
Küresel ya da bölgesel krizler, çetin rekabet şartları bugün
her sektörde gerek işveren gerekse iş gören herkesi daha zor iş yapar hale
getirdi. Bu zorlukların üstesinden gelmek için geçmişte aşmış olduğunuz
zorluklara dönüp bir bakmanızda fayda var… Her ne olursa mutlaka bir çıkış yolu
bulunabileceğini endi kendinize telkin edin, çalışmayı bırakmayın.
7- BİLGİYE ÖNEM VERİN :
İş yaptığınız sektörlerle ilgili yenilikleri, değişen
rekabet şartlarını, fırsatları takip edin. Kulaktan dolma değil, gerçek bilgiye
önem verin.
8- HAYATIN BİR BÜTÜN OLDUĞUNU UNUTMAYIN :
Stephen Covey dünyada çok tanınan bir yazardır. 1989 yılında
çıkan ve bugün hala çok popüler olan ; Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı ismini
taşıyan kitabında ki; iş ve aile yaşamının gelişmesi için yazılmış en başarılı
kitaplardan biridir; şöyle diyor :
" Veya " diye değil " ve " diye yaşayın.
Sadece işim değil, hem işim hem de ailem diye yaşayın.
"Başar mutluluğun anahtarı değildir. Mutluluk başarının
anahtarıdır. Yaptığınız şeyi severek yaparsanız başarılı olursunuz." Albert Schweitzer
9- HIRSINIZA SABIR EŞLİK ETSİN :Peter Senge; ( SoL, the
Society for Organizational Leaning : http : / /www. Solonline.org )
Öğrenen Organizasyonlar isimli sivil toplum kuruluşunun
kurucu başkanı "Buluşçuluk Pratiği " makalesinde şöyle diyor:
" Vizyonun insanda hırs uyandırdığı doğrudur ama
başarısızlığa uğramış bir çok girişimin ayırt edici özelliği sabrın eşlik
etmediği bir hırsa dayanmasıdır." Atacağınız adımlar ve vereceğiniz
kararlar önemli. Nerede durup sabredeceğiniz ne zaman hırsla
Hareket edeceğiniz tamamen size bağlı…
10- HER ZAMAN DOSDOĞRU OLUN :
"Dürüst olmanın işime yarayacak en iyi teknik olduğunu
anladım. Dosdoğru olun, başarmak istediğiniz şeyi ve başarmak için neler feda
edebileceğinizi insanlara anlatın." Lee Iacocca ; Ford ve Chrysler' in
Başkanı
Patron ve yönetici olarak size güven ve onurdan oluşan
ayrıcalıklı bir konum verilmiştir. Siz insanların yaşamından sorumlusunuz.
Dolayısıyla yalan söylemeyin, kimseyi kandırmayın, çalmayın, insanları istismar
etmeyin, hile yapmayın,kimsenin sırtından geçinmeyin, durumunuzu
kötüleştirmeyin.
………………………………………………………………………………………………………….
Yönetim - organizasyon, liderlik, pazarlama ve Müşteri
ilişkileri yönetimi ile ilgilenen ya da işine yarayacağını düşünenler için bazılarını
tekrar tekrar okuduğum ve eğitimlerimde de faydalandığım birkaç kaynağı
paylaşmak isterim:
1- GÜÇLÜ YÖNLERE ODAKLI LİDERLİK: Yazarlar : Tom Rath, Barry
Conchie
Kitap Media Cat yayınlarından 2010 yılında çıkmış. Bu kitap
bir Gallup araştırması ve hazırlanmasında kalabalık bir ekip çalışmış.
Yapılan araştırmalardan üç sonuca ulaşılmış:
1- En etkili liderler, her zaman güçlü yönlere yatırım
yaparlar.
2- En etkili liderler, çevrelerinde doğru insanları toplar
ve takımlarını büyütürler.
3- En etkili liderler takipçilerinin ihtiyaçlarını anlarlar.
Ve şöyle devam
ediyor: Araştırdığımız en etkili liderlerden bazılarından öğreneceğiniz gibi,
iyi liderliğe giden yol ortaya koyduğunuz güçlü yönlerinizi derinlemesine
kavramakla başlar.
2- İŞLETME YÖNETİCİLİĞİ : - Yönetim ve Organizasyonlarda
Davranış Klasik - Modern - Çağdaş Ve Güncel Yaklaşımlar : Yazar : Prof. Dr.
Tamer Koçel , Arıkan Yayınevi , 2005
Kitap, Türkiye' de "İşletme Yöneticiliği"
kavramını olabilecek en geniş biçimiyle ele almış tek kaynak diyebiliriz.
3- İŞLETMELERDE STRATEJİK YÖNETİM : Yazarlar : Dr. Hayri
Ülgen , Dr. S. Kadri Mirze ; Literatür Yayıncılık , 2004
Türkiye'de stratejik yönetim alanında yazılmış olan,
yayınlanmasında pek çok büyük kuruluşun destek verdiği stratejik yönetimin
temel kavramlarının yanı sıra planlama, uygulama, değerleme ve kontrol
adımlarının yeraldığı, ayrıca işletmelerin büyümesi, halka açılması, şirket
birleşmeleri, ortaklıklar, ayrılmalar, satın alma gibi konularda örnek
olaylarla desteklenmiş büyük düşünsel çaba ve araştırmanın ürünü olduğunu
düşündüğüm nadir bir kaynak.
4-YÖNETİCİLİĞİN KURALLARI : Yazar : Richard Templar ;
Optimist Yayınları , 2005
Kitaptan:
Harvard Business School ( Harvard İşletme Okulu) Yöneticiyi
"başkaları aracılığıyla sonuç elde eden kişi" olarak tarif ediyor.
Büyük yönetim danışmanı Peter Drucker bir yöneticinin planlama, yürütme ve
denetleme sorumluluğunu üstlenmiş kişi olduğunu söylüyor. Avustralya
Yöneticilik Enstitüsü ' nün tanımı ise şöyle: "Bir sonuç elde etmek
amacıyla planlama yapan, kontrol eden, değerlendiren ve bütçe çıkaran
kişi."
Templar, kitabın giriş kısmında yöneticiliği metin halinde
tanımlamış ve kuralları hap bilgi niteliğinde 100 kısa madde ile eğlenceli bir
biçimde ele almış.
5- KLASİK - DRUCKER : YÖNETİMİ İCAT EDEN ADAM :Yazar : Peter
f. Drucker; Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları ; 2006
Kitap iki ana kısımdan oluşuyor. Birinci kısımda yöneticinin
sorumlulukları hakkında yedi makale, ikinci kısımda ise yöneticinin dünyası
başlıklı sekiz makale var. Tüm makaleler
çok kıymetli ve eğitici Benim favorimse dokuzuncu sırda yer alan HBR 'un
ilk olarak Ekim 2004 sayısında yayımlanmış "Etkin Yöneticiyi Etkin Yapan
Nedir?" makalesidir.
6-SORU VE CEVAPLARLA GÜNÜMÜZDE PAZARLAMANIN TEMELLERİ :
Yazar: Philip Kotler ; Optimist Kitap , 2009
Dünyada pazarlama biliminin önde gelen temsilcilerinden
Philip Kotler, A. B.D. ' nde Chicago Northwestern Üniversitesi 'nde uluslar
arası pazarlama profesörü olarak çalıştı. Pzarlama yönetimi alanındaki bir çok
önemli kitabın yazarı olan Kotler, Management Centre Europe tarafından " stratejik
pazarlama uygulaması alanında dünyanın en önde gelen uzmanı" olarak
nitelendirilmektedir.
Kotler, pazara dayalı şirket gelişmesi hakkında kapsamlı ve
kışkırtıcı perspektifler sunmasıyla ünlüdür. Her zaman pratik ve çağdaştır.
Amerika, Avrupa ve Asya'da düzenli konferans ve seminerler düzenlemektedir.
Kotler sekiz bölüme ayırdığı kitabının ilk iki bölümünde
pazarlar, pazarlama ve pazarlama stratejisi kavramlarını ele alırken; üç ve
dördüncü bölümlerde pazarlama araçları ile pazarlama planlamasının tanımını
yapıyor. Beş ve altıncı bölümlerde pazarlamanın örgütlenmesi ve pazarlamanın
kontrolünden bahsetmekte… Son iki
bölümde pazarlama uygulama alanları ile pazarlamada yetkinleşmek yer alıyor.
7- A' dan Z' ye PAZARLAMA :PAZARLAMAYLA İLGİLİ HERKESİN
BİLMESİ GEREKEN 80 KAVRAM: Yazar : Philip Kotler ; Media Cat , 2005
Yine pazarlama gurusu olarak kabul ettiğim Kotler'in basit
anlaşılır ve benim pazarlama disiplininin alfabesi olarak tanımladığım bir
kitabı…
Kitaptan bazı kavram başlıkları:
-Nasıl farklılaşabiliriz?
- Markalar
-Segmentasyon
-Satış Promosyonu
-Sponsorluk
-Müşteriler gibi kavramlar dünyadan bir çok çarpıcı örnek
kullanılarak açıklanmakta…
Müşteriler başlığı altında şu cümleler yer almakta:
Müşterilere ilişkin hedefimiz ne olmalı?
1.si; Pazarlamanın Altın Kuralı 'na uyun. Müşterilerinizin
size nasıl pazarlma yapmasını istiyorsanız, müşterilerinize de o şekilde
pazarlama yapın.
2.si; Başarınızın, müşterilerinizi başarılı kılma
yeteneğinize bağlı olduğunun farkına varın. Müşterilerinizi daha varlıklı
yapmayı amaç edinin. Gereksinimlerini bilin ve beklentilerini aşın.
Ve yine aynı satırlardan:
GE'nin emekli olmuş CEO'su bugün Jack Welch Management
Instıtu ( Jack Welch Yönetim Enstitüsü)' nün kurucu ve yöneticisi Jack Welch,
bunu şöyle ifade etmiştir:
"Müşterilerinizi elde tutmanın en iyi yolu, onlara daha
az karşılığında daha çoğu nasıl vereceğinizi sürekli araştırmaktır." Ve
unutmayın müşteriler artık yalnız ilişkiye bakarak değil, değere de bakarak
ürün satın alıyorlar.
8-MÜŞTERİLER NEDEN GERİ DÖNER ? Yazar: Manzie R. Lawfer :
Neden Kitap- 2008
Müşteri ilişkileri yönetimi eğitimlerimde sıkça kullandığım
kaynaklardan biri olan bu kitapta yazar, müşteri sadakati yaratmanın basit,
yalın ve anlaşılır formülünü veriyor. Kitabın 17. Sayfasında şöyle diyor:
Müşteri sadakati bir eylemdir, bir his ya da bir düşünce
değildir. Müşteriler tekrar tekrar sizden satın aldıklarında ve herkese neden
sizden satın almaları gerektiğini tüm dünyaya söyledikleri zaman bağlılık
gösterirler. Müşteri sadakati sizden satın almanın ya da düzenli aralıklarla
diğerlerine tavsiye etmenin belirli bir eylemidir.
Sears'dan Walmart'a, Steak House'dan Domino's Pizza'ya, Ford
Motor Company' den Shell Oil'e kadar müşteri sadakati yaratmanın örnekleri bu
kitabı benim gözümde daha değerli kılıyor.
Yazıma son verirken tüm okurlarıma başarılı, verimli ve emeklerinizin
karşılığını alabileceğiniz bir iş yaşamı diliyorum.

